Ana içeriğe atla
DESistem

Felaket Kurtarma Stratejilerinde Planlamak Neden Yetmez?

Felaket Kurtarma Stratejilerinde Planlamak Neden Yetmez? — konuyu anlatan temsili görsel

Kurumsal bilgi teknolojileri altyapılarında felaket kurtarma süreçleri, genellikle kapsamlı dokümanlar ve periyodik olarak güncellenen planlar üzerinden yürütülür. Ancak bir kriz anında bu planların pratikte ne kadar işe yarayacağını önceden kanıtlayabilmek, salt bir dokümantasyona sahip olmaktan çok daha kritik bir gereksinim haline gelmiştir. Gerçek bir kesinti veya veri kaybı anında sistemlerin hedeflenen sürelerde çalışır duruma getirilmesi, yalnızca teorik adımlarla değil, düzenli olarak doğrulanmış kurtarma kabiliyetleriyle mümkündür.

Anahtar noktalar

  1. 01

    Kritik iş yüklerinin en son ne zaman gerçekçi bir senaryo ile başarıyla ayağa kaldırıldığı biliniyor mu?

  2. 02

    Uygulama bağımlılıkları, ağ yönlendirmeleri ve güvenlik tanımları kurtarma anında otomatik devreye giriyor mu?

  3. 03

    Kurtarma testleri operasyonel yük oluşturmadan ve canlı sistemleri kesintiye uğratmadan periyodik yapılabiliyor mu?

  4. 04

    Kurtarma süresi hedefi (recovery time objective - RTO) ile kurtarma noktası hedefi (recovery point objective - RPO) değerleri ölçülmüş sonuçlara mı dayanıyor?

01

Kağıt Üstündeki Planlar Neden Yanıltıcı Olabilir?

Birçok kurumda felaket kurtarma (disaster recovery - DR) planı mevcuttur ve bu planlar belirli aralıklarla gözden geçirilir. Buna karşın, sistem yöneticilerinin ve altyapı ekiplerinin en çok çekindiği durum, bu planların en son ne zaman uçtan uca denendiği sorusudur. Günümüz karmaşık BT mimarilerinde uygulamalar sürekli güncellenir, yeni sanal makineler veya bulut servisleri eklenir ve veri tabanı bağımlılıkları değişir. Bu dinamik yapı, statik olarak hazırlanan belgelerin hızla geçerliliğini yitirmesine yol açar.

Yedeklerin başarıyla alınmış olması, iş yüklerinin sorunsuz biçimde yeniden başlatılabileceği anlamına gelmez. Verinin depolama alanında sağlam durması ile bir uygulamanın tüm ağ ayarları, kimlik doğrulama katmanları ve veri tabanı bağlantılarıyla birlikte eksiksiz ayağa kalkması arasında belirgin bir fark vardır. Bu fark kapatılmadığı sürece, felaket kurtarma planları yalnızca birer iyi niyet beyanı olarak kalma riski taşır.

02

Kurtarılabilirliği Düzenli Olarak Doğrulamak

İş sürekliliği (business continuity) sağlamanın yolu, kurtarma süreçlerini varsayımlardan çıkarıp ölçülebilir verilere dayandırmaktan geçer. Altyapı mimarları için kritik olan, kurtarma operasyonunu bir kriz anına bırakmadan, otomatik ve tekrarlanabilir test mekanizmalarıyla sınamaktır. Orkestrasyon (orchestration) yetenekleri sayesinde üretim ortamını etkilemeyen izole ağlarda yapılan tatbikatlar, olası eksikliklerin önceden görülmesini sağlar.

Kurumsal BT liderlerinin altyapılarını değerlendirirken şu temel sorulara net yanıtlar araması gerekir:

03

Sağlam Bir Dayanıklılık Kültürü Oluşturmak

Bir felaket anında tereddüt yaşamamak için sistem mimarlarının doğrulanabilirliği mimarinin merkezine yerleştirmesi gerekir. Yalnızca yedekleme altyapısına güvenmek yerine, geri dönüş süreçlerinin otomasyonla desteklendiği bir yapı kurmak hayati önemdedir. Test edilmeyen bir planın kriz anında kusursuz işlemesini beklemek, kurumsal dayanıklılık açısından büyük bir belirsizlik yaratır.

Sonuç olarak, modern veri merkezleri ve bulut ortamlarında asıl başarı göstergesi, planın varlığı değil; sistemlerin çalışır hale gelebileceğinin her an kanıtlanabilmesidir.

Kaynak: veeam — https://www.veeam.com/blog/orchestrated-cloud-recovery.html

ISO 9001
kalite yönetimi
ISO 22301
iş sürekliliği
ISO 27001
Bilgi Güvenliği
ISO 45001
İş Sağlığı ve Güvenliği

Altyapınızı birlikte değerlendirelim

Mevcut sistemlerinizi inceleyip nereye yatırım yapmanız gerektiğini birlikte çıkaralım.